24.3.26

İKSV-45. İstanbul Film Festivali -Yılmaz Parlar

  İKSV-İstanbul Film Festivali Yine Sahneye Çıkıyor

Sinemanın Birleştirici Gücü

 Dünyanın dört bir yanında kültürler arasında köprü kuran film festivalleri, yalnızca sinema sanatının değil, aynı zamanda toplumsal diyalogun, yaratıcılığın ve evrensel anlatının en güçlü platformları arasında yer alıyor.

İstanbul gibi tarihsel ve kültürel zenginliğiyle öne çıkan bir metropolde düzenlenen İstanbul Film Festivali ise, bu anlamda sadece bir etkinlik değil; şehrin ruhunu beyaz perdeye taşıyan büyük bir sanat şöleni niteliği taşıyor.

Türkiye’nin kültür-sanat alanındaki en köklü kurumlarından biri olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı, 45 yıldır sürdürdüğü İstanbul Film Festivali ile hem ulusal hem de uluslararası sinema dünyasına yön vermeye devam ediyor.

Genç sinemacılara sunduğu fırsatlar, uluslararası iş birlikleri ve kültürel çeşitliliğe verdiği önemle İKSV, yalnızca bir organizatör değil; aynı zamanda sinemanın gelişimine katkı sunan güçlü bir kültür elçisi olarak öne çıkıyor.

45. İstanbul Film Festivali Basına Tanıtıldı

45.İstanbul Film Festivali’nin programı, 23 Mart 2026 Pazartesi günü The Marmara Hotelde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı.

9–19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, bu yıl da sinemaseverlere dopdolu bir program sunmaya hazırlanıyor.

Toplantıya; İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak , Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan , Festival Direktörü Kerem Ayan Köprüde Buluşmalar Yöneticisi Pınar Evrenosoğlu katılarak festivalin detaylarını paylaştı.

 Festivalin Güçlü Destek Ağı

Festival, ana sponsor N Kolay desteğiyle hayata geçirilirken, birçok önemli kurum ve marka da organizasyona katkı sağlıyor.

Yüksek katkı sağlayan kuruluşlar arasında Anadolu Efes yer alırken; Kahve Dünyası, Zurich Sigorta, CUPRA ve daha birçok marka festival partnerleri arasında bulunuyor.

Festival mekânları ise İstanbul’un iki yakasına yayılıyor.
Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması, Kadıköy’de Sinematek/Sinema Evi ve Nautilus, Şişli’de ise City’s Nişantaşı sinemaseverleri ağırlayacak.

İKSV’den Gurur ve Vizyon Mesajı

İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak, konuşmasında festivalin 45 yıllık yolculuğuna vurgu yaparak şunları söyledi:

“Festivalin Türkiye’nin en büyük sinema etkinliklerinden biri olduğunu , Uluslararası yarışmalarla sinemacılara görünürlük sağladığını, Genç sanatçıların desteklenmesinin öncelikli hedefleri arasında yer aldığını, gençlere özel uygun fiyatlı bilet uygulamasının bu yıl da devam edeceğini belirtti.”

Ana Sponsor N Kolay’dan Kültüre Destek Vurgusu

Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan ise festivalin toplumsal etkisine dikkat çekerek:

“Sinemanın evrensel diliyle insanları bir araya getirdiğini , Kültürel çeşitliliği ve yaratıcı üretimi desteklemenin önemini, Bu iş birliğinin sürdürülebilirlik vizyonlarının bir parçası olduğunu ifade etti.”

Köprüde Buluşmalar 27. Yılında

Festival kapsamında düzenlenen ve sektörün en önemli platformlarından biri olan “Köprüde Buluşmalar”, bu yıl 27. yaşını kutluyor.

Pınar Evrenosoğlu’nun açıklamalarına göre: 14–16 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek

60’tan fazla uluslararası sektör temsilcisi katılacak 23 proje sunulacak , Türkiye’nin yanı sıra İran, Gürcistan ve Arnavutluk’tan projeler yer alacak

Platform, sinemacılara uluslararası ortak yapım fırsatları sunmaya devam ediyor.

Festival Programı,  Zengin ve Çok Katmanlı

45.İstanbul Film Festivali’nde öne çıkan bölümler:

N Kolay Galaları, Sezonun merak edilen filmleri

Genç Ustalar, Yeni nesil yönetmenler

Belgesel Kuşağı, Güncel konulara odaklanan yapımlar

Devriâlem, Dünya sinemasından seçkiler

Heyula,  Deneysel ve sınırları zorlayan filmler

Dünden Bugüne Klasikler, Restore edilmiş kült yapımlar

Açılış Filmi, “Üç Veda”

Festivalin açılışı, Katalan yönetmen Isabel Coixet imzalı “Three Goodbyes / Üç Veda” filmiyle yapılacak.

Başrollerinde Alba Rohrwacher ve Elio Germano yer aldığı film, duygusal anlatımıyla dikkat çekiyor.

Yarışmalar ve Ödüller

Festival kapsamında: Altın Lale Yarışması , Yeni BakışlarKısa Film Yarışması  gibi bölümlerle yerli ve yabancı sinemacılar desteklenmeye devam edecek.

 İstanbul, Film Gibi Şehir

Bu yıl festival, “İstanbul, film gibi şehir. Kendisi de festivali de soluksuz izlenir” mottosuyla sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul’un kaotik ama büyüleyici yapısı, festivalin konseptinde bir film platosu gibi ele alınarak sinema ile şehir arasında güçlü bir bağ kuruluyor.

İstanbul Yine Sinemanın Kalbi Olacak

45. İstanbul Film Festivali, yalnızca film gösterimlerinden ibaret olmayan; genç yetenekleri destekleyen, uluslararası iş birlikleri yaratan ve İstanbul’u küresel sinema haritasında güçlü bir noktaya taşıyan dev bir kültür organizasyonu olarak dikkat çekiyor.

9–19 Nisan tarihleri arasında İstanbul, bir kez daha sinemanın büyüsüyle nefes alacak.

yilmazparlar@yahoo.com

IKSV – Istanbul Film Festival Takes the Stage Again

The Unifying Power of Cinema

Film festivals, which build bridges between cultures all around the world, stand out as some of the most powerful platforms not only for the art of cinema but also for social dialogue, creativity, and universal storytelling.

The Istanbul Film Festival, held in a metropolis distinguished by its historical and cultural richness like Istanbul, is not merely an event in this sense; it is a grand celebration of art that brings the spirit of the city to the silver screen.

One of Türkiye’s most well-established cultural institutions, Istanbul Foundation for Culture and Arts, has been shaping both the national and international cinema scene for 45 years through the Istanbul Film Festival.

With the opportunities it offers to young filmmakers, its international collaborations, and its commitment to cultural diversity, IKSV stands out not only as an organizer but also as a powerful cultural ambassador contributing to the development of cinema.

45th Istanbul Film Festival Introduced to the Press

The program of the 45th Istanbul Film Festival was announced to the public at a press conference held on Monday, March 23, 2026, at The Marmara Hotel.

The festival, which will take place between April 9–19, 2026, is once again preparing to offer a rich and diverse program for cinema lovers.

Speakers at the press conference included IKSV Deputy Director General Yeşim Gürer Oymak, Aktif Bank CEO Ayşegül Adaca Oğan, Festival Director Kerem Ayan, and Meetings on the Bridge Manager Pınar Evrenosoğlu, who shared the details of the festival.

A Strong Network of Support

The festival is made possible with the main sponsorship of N Kolay, alongside the support of numerous institutions and brands.

Among the major contributors is Anadolu Efes, while Kahve Dünyası, Zurich Insurance, CUPRA, and many other brands are listed among the festival partners.

Festival venues are spread across both sides of Istanbul.
Atlas 1948 and Beyoğlu Cinema in Beyoğlu, Sinematek/Sinema Evi and Nautilus in Kadıköy, and City’s Nişantaşı in Şişli will host audiences.

A Message of Pride and Vision from IKSV

IKSV Deputy Director General Yeşim Gürer Oymak emphasized the 45-year journey of the festival, stating that:

“The festival is one of the largest cinema events in Türkiye, provides visibility to filmmakers through international competitions, prioritizes the  support of young artists, and continues to offer affordable ticket options for young audiences this year as well.”

Cultural Support from Main Sponsor N Kolay

Aktif Bank CEO Ayşegül Adaca Oğan highlighted the social impact of the festival, stating:

“Cinema brings people together through its universal language, supports cultural diversity and creative production, and this collaboration is part of our sustainability vision.”

Meetings on the Bridge Celebrates Its 27th Year

“Meetings on the Bridge,” one of the most significant industry platforms within the festival, celebrates its 27th year.

According to Pınar Evrenosoğlu:
It will be held between April 14–16,
More than 60 international industry representatives will attend,
23 projects will be presented,
Projects from Iran, Georgia, and Albania will be included alongside Türkiye.

The platform continues to provide international co-production opportunities for filmmakers.

Festival Program: Rich and Multi-Layered

Highlights of the 45th Istanbul Film Festival include:

N Kolay Galas, Highly anticipated films of the season

Young Masters, New generation directors

 Documentary Section,  Productions focusing on current issues

 Around the World,Selections from world cinema

 Heyula, Experimental and boundary-pushing films

 Classics Revisited, Restored and cult films

 Opening Film, “Three Goodbyes”

The festival will open with “Three Goodbyes / Üç Veda,” directed by Isabel Coixet.

Starring Alba Rohrwacher and Elio Germano, the film draws attention with its emotional narrative.

Competitions and Awards

Within the scope of the festival:
Golden Tulip Competition, New Perspectives, and Short Film Competition will continue to support both local and international filmmakers.

İstanbul, A City Like a Film

This year, the festival meets audiences with the motto:
“Istanbul, a city like a film. Both the city and the festival are breathtaking to watch.”

The chaotic yet mesmerizing nature of Istanbul is presented as a film set within the festival’s concept, establishing a strong connection between cinema and the city.

Istanbul Will Once Again Be the Heart of Cinema

The 45th Istanbul Film Festival stands out as a major cultural event that goes beyond film screenings—supporting young talents, fostering international collaborations, and positioning Istanbul as a key player on the global cinema map.

Between April 9–19, Istanbul will once again breathe with the magic of cinema.

yilmazparlar@yahoo.com

11.3.26

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı-Yılmaz Parlar

 

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı

Savaşın Gölgesinde Göç Gerçeği

Jahia’nın Yazı” İstanbul’da Sinemaseverlerle Buluştu

Savaşların yarattığı yıkım yalnızca cephelerde kalmıyor; milyonlarca insanın hayatını kökten değiştirerek onları göç yollarına sürüklüyor. Günümüz dünyasında savaşın en acı sonuçlarından biri olan zorunlu göç, özellikle çocukların hayatında derin izler bırakıyor. İşte bu dramatik gerçeği insan hikâyeleri üzerinden anlatan “Jahia’nın Yazı” filmi, İstanbul’da sinemaseverlerle buluştu.

İstanbul’da kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan Frankofon Film Festivali, farklı coğrafyalardan güçlü hikâyeleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

Festival kapsamında Fransa, Belçika ve Lüksemburg ortak yapımı “Jahia’nın Yazı” filmi İstanbul’da izleyiciyle buluştu.

Gösterim, Institut français Türkiye ile Belçika İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirildi ve İstanbul’daki sinema ile kültür-sanat çevrelerinden yoğun ilgi gördü.

Film Öncesi Açılış Konuşmaları

Film gösterimi öncesinde Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Belçika’nın İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ve filmin yönetmeni Olivier Meys birer açılış konuşması gerçekleştirdi.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton konuşmasında, yönetmen Olivier Meys’e İstanbul’a geldiği için teşekkür ederek filmin gençlik, sürgün ve kimlik temalarını son derece etkileyici bir şekilde ele aldığını ifade etti.

Belçika İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ise yönetmen Olivier Meys’i yaklaşık 20 yıldır tanıdığını belirterek, sinema kariyerinde önemli çalışmalara imza attığını söyledi. Anderlecht konuşmasında göç konusunun hem Türkiye hem de Avrupa açısından önemli bir toplumsal gerçeklik olduğuna dikkat çekti.

Yönetmen Olivier Meys ise konuşmasında Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, filmin farklı kültürlerden gelen iki genç kız arasındaki dostluğu anlatarak insanları birbirine bağlayan ortak değerleri ortaya koymayı amaçladığını ifade etti.

Göç, Dostluk ve Umudun Hikâyesi

91 dakikalık film, savaşın gölgesinde geçen bir çocukluk hikâyesini etkileyici bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Filmde, Sahel bölgesindeki savaştan annesiyle birlikte kaçan 15 yaşındaki Jahia’nın hayat mücadelesi anlatılırken, Beyaz Rusya’dan ayrılmak zorunda kalan Mila ile yollarının kesişmesiyle gelişen güçlü dostluk dikkat çekiyor.

Farklı geçmişlere sahip iki genç kızın yalnızlıklarının kesiştiği bu yaz, onların hayatında unutulmaz bir dönüm noktasına dönüşüyor.

Film, göç, kimlik, aidiyet ve umut gibi evrensel temaları sade ama güçlü bir sinema diliyle ele alıyor.

Yönetmen Olivier Meys ile Söyleşi

Gösterimin ardından filmin yönetmeni Olivier Meys ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Yönetmen Meys, filmin ortaya çıkış sürecini, göç teması üzerine yaptığı araştırmaları ve karakterlerin duygusal dünyasını izleyicilerle paylaştı.

Söyleşi bölümünde katılımcılar yönetmene filmle ilgili çeşitli sorular yöneltirken, göç ve savaş konularının sinema aracılığıyla insani bir perspektiften ele alınmasının önemine dikkat çekildi.

Değerlendirmeye  Gelince;

Gösterim sonrasında değerlendirmede bulunmamıza gelince; Gazeteci olarak, filmin verdiği mesajın yalnızca sinema açısından değil, insanlık açısından da önemli olduğunu vurgulamak isterim .

Bu tür filmler insanların, daha doğrusu özellikle politikacıların savaş konusundaki bakışını etkileyebilirse, belki de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı göç dramı yaşanmaz.

Sinema bazen politikadan daha güçlü bir vicdan çağrısı yapabilir. Şeklinde diyebilirim.

Frankofon Film Festivali kapsamında düzenlenen bu özel gösterim, savaşın tetiklediği göç dramını insani bir bakış açısıyla ele almasıyla izleyiciler üzerinde güçlü bir etki bıraktı.

yilmazparlar@yahoo.com

L'été de Jahia- Jahia’s Summer

War, Migration and Humanity

 “Jahia’s Summer” Meets Cinema Lovers in Istanbul

Wars do not only destroy cities and societies; they also force millions of people to leave their homes and begin uncertain journeys of migration. One of the most painful consequences of war today is the displacement of families and children. The film “Jahia’s Summer” brings this reality to the screen through a deeply human story.

The screening was held within the Francophone Film Festival and organized by Institut français Türkiye in cooperation with the Belçika İstanbul Başkonsolosluğu.

Opening Remarks

Before the screening, opening speeches were delivered by Nadia Fanton, Tim Van Anderlecht and the film’s director Olivier Meys.

They emphasized that the film explores themes such as youth, exile, identity and migration, and highlights the importance of human connections across cultures.

A Story of Migration, Friendship and Hope

The 91-minute film tells the story of 15-year-old Jahia, who escapes the war in the Sahel region with her mother, and Mila, who leaves Belarus with her family. During one summer, their loneliness intersects and a powerful friendship emerges.

Through this emotional narrative, the film explores universal themes such as migration, identity, belonging and hope.

Discussion with Director Olivier Meys

After the screening, director Olivier Meys joined the audience for a Q&A session and shared insights about the inspiration behind the film and the emotional depth of its characters.

Regarding the Evaluation

As for providing an evaluation after the screening: As a journalist, I would like to emphasize that the film's message is important not only from a cinematic perspective but also from a humanitarian standpoint.

If films like this can influence people's—more specifically, politicians'—perspectives on war, perhaps the tragedy of migration experienced by millions of people in the world could be avoided.

Cinema can sometimes make a more powerful appeal to conscience than politics.

This special screening, organized as part of the Francophone Film Festival, left a strong impact on the audience by addressing the tragedy of migration triggered by war from a humanistic perspective.

yilmazparlar@yahoo.com

14.12.25

13. İpekyolu Film Festivali İstanbul’da Başladı-Yılmaz Parlar

  

13. Uluslararası İpekyolu Film Festivali İstanbul’da Başladı

Açılış 10 Aralık 2025 Çarşamba Akşamı Beyoğlu Sineması’nda Gerçekleşti

Uluslararası İpekyolu Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve SETEM’in iştirakiyle düzenlenen 13. Uluslararası İpekyolu Film Festivali10 Aralık 2025 Çarşamba akşamı Beyoğlu Sineması’nda gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

İstanbul’u bir kez daha farklı coğrafyaların sinema diliyle buluşturan festival, 10–15 Aralık 2025 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.

9 Ülkeden Yaklaşık 50 Film Festivalde Yarışıyor

Bu yıl festival seçkisinde;
Türkiye, Çin, Hindistan, İran, Kırgızistan, İtalya, Brezilya, Belarus ve Peru olmak üzere 9 ülkeden yaklaşık 50 finalist film yer alıyor. Ulusal ve uluslararası yapımlar, kültürler arası sinema köprüsünü İstanbul’da kuruyor.

Sinemada Şiirsel Gerçeklik Söyleşisi İlgi Çekecek

Festival kapsamında, 12 Aralık 2025 Perşembe günü saat 16.00’da,
“Sinemada Şiirsel Gerçeklik ve İran Şiiri” başlıklı söyleşi düzenlenecek.

Beyoğlu Sineması’nda gerçekleştirilecek etkinliğe;
Nurduran Duman ve Rıza Sönmez konuşmacı olarak katılacak.

Şafak Tavkul Anma Programı Düzenlenecek

2021 yılında hayatını kaybeden; animatör, yönetmen, müzisyen ve akademisyen Şafak Tavkul, festival kapsamında özel bir programla anılacak.

13 Aralık 2025 Cumartesi günü,
15.00–17.00 saatleri arasında,
Beyoğlu Sineması Pera Salonu’nda gerçekleştirilecek anma etkinliği, sinema dünyasından isimleri ve izleyicileri bir araya getirecek.

 


Film Gösterimleri ve Yönetmen Söyleşileri

Ulusal ve Uluslararası Seçki film gösterimleri,
11–14 Aralık 2025 tarihleri arasında Beyoğlu Sineması Pera Salonu’nda izleyiciyle buluşacak.

Gösterimlerin ardından, filmlerin yönetmenleriyle söyleşiler gerçekleştirilecek.

Festival Ödül Töreniyle Sona Erecek

Uluslararası İpekyolu Film Festivali,
15 Aralık 2025 Pazartesi günü saat 19.00’da,
Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da sinemaya emek vermiş duayen bir isme SETEM Emek Ödülü takdim edilecek.

yilmazparlar@yahoo.com    






#İpekyoluFilmFestivali, #13İpekyoluFF, #BeyoğluSineması, #Atlas1948, #TürkSineması, #DünyaSineması, #SETEM, #SinemaKültürü, #UluslararasıFilmFestivali, #İstanbulSanat,


7.12.25

Serial Bridges İstanbul 2025-Yılmaz Parlar

  

Uluslararası Dizi Endüstrisinin Kalbi Bu Yıl Da İstanbul’da Attı

Netflix’in katkılarıyla 5 Aralık 2025 Cuma günü Institut Français İstanbul’da düzenlenen Serial Bridges İstanbul tanıtımları, proje sunumları ve ödül töreni, uluslararası dizi sektörünü bir kez daha İstanbul’da buluşturarak büyük ilgi gördü.

Series Mania Institute, Institut français Türkiye ve m2 Film Lab ortaklığında düzenlenen bu prestijli program, bölgenin en yaratıcı yapımcı ve yazarlarını dünyanın önde gelen dizi uzmanlarıyla aynı masa etrafında topladı.

4 Ülkeden 8 Proje Uluslararası Standartlarda Geliştirildi

Türkiye, İran, Azerbaycan ve Gürcistan’dan seçilen 8 güçlü dizi projesi, beş gün boyunca sektörel sunumlar, birebir mentorluklar ve masterclass’lar eşliğinde geliştirildi.
Projelerin 5’i Türkiye’den gelirken, diğer 3 proje yakın coğrafyanın farklı anlatı geleneklerini temsil etti.

Katılımcılar, Senaryo Mentoru Nuran Evren ŞitYapım Mentoru Leona Connell eşliğinde uluslararası dizi piyasasının dinamikleri, ortak yapım modelleri ve proje sunum teknikleri üzerine kapsamlı bir eğitim aldı.

“Dizileri Hayata Geçirmenin İlk Adımı, Doğru Ortaklıklar”

Programın en dikkat çeken çıktılarından biri uluslararası işbirliğini güçlendirme hedefi oldu.

Institut français Görsel-İşitsel İşbirliği Ataşesi Florent Signifredi, bu yıl bölgesel formatla daha fazla etkileşim sağlandığını belirterek, programın Avrupa ve dünya pazarına açılan bir köprü görevi gördüğünü ifade etti.

Senaryo mentoru Nuran Evren Şit, atölyenin amacını şu sözlerle özetledi:
“Bu etkinliğin amacı, projelerin hayata geçebilmesi için uluslararası ortaklıklar kurmak, hikâyeleri doğru platformlara ulaştırmak.”

Series Mania Institute Program Direktörü Pierre Ziemniak ise günümüz dizi endüstrisinde finansman ve üretim süreçlerinin zorluğuna dikkat çekerek uluslararası ortak yapımların kaçınılmaz bir model haline geldiğini söyledi.

Dünya Devi Platformlar ve Sektörün En Büyük İsimleri İstanbul’daydı

Program boyunca Gain Medya, Inter Medya, Fremantle, HBO Max, OGM Pictures ve Netflix gibi sektör devleri;
pitching stratejileri, satış modelleri, global trendler ve ortak finansman formülleri üzerine özel oturumlar gerçekleştirdi.

Jens Richter (Fremantle), Gizem Elgün (Gain Medya), Deniz Şaşmaz Oflaz (Warner Bros Discovery), Hasret Özcan (Inter Medya) ve Suzan Güverte (Ay Yapım) gibi önemli isimler deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Final Günü, Sunumlar, Büyük Ödül ve Networking Kokteyli

5 Aralık Cuma günü Institut Français İstanbul’da düzenlenen kapanış töreni, Series Mania Forum Direktörü Leticia Godinho’nun uluslararası dizi pazarının geleceğine dair kapsamlı sunumuyla başladı.

Ardından 8 ekip projelerini;

Arya Su Altıoklar (Netflix Türkiye)

Ayşıl Özmen (OGM Pictures)

Leticia Godinho (Series Mania)

gibi önemli temsilcilerin yer aldığı jüriye sundu.

Gecenin en heyecan verici anı ise ödül açıklamasıydı.
“IMBROS” (Ozan Yoleri – Alara Hamamcıoğlu / Vigo Film & Faro), 2025 Series Mania Forum’a doğrudan katılım hakkı kazandı. Bu hak, projenin Avrupa’daki en büyük dizi marketlerinden birinde uluslararası alıcılarla buluşmasını sağlayacak.

Netflix Katkılarıyla Gerçekleşen Networking Kokteyli Sektörü Buluşturdu

Tören sonrasında gerçekleşen Netflix destekli networking kokteyli, yerli ve yabancı birçok yapımcı, yönetici ve dağıtımcının bir araya geldiği güçlü bir endüstri buluşmasına dönüştü. Yeni iş birliklerinin temelleri burada atıldı, geleceğin projeleri masaya yatırıldı.

İstanbul, Uluslararası Dizi Pazarının Yeni Bölgesel Merkezi Oluyor

İkinci yılında çok daha güçlü bir içerik ve sektör katılımıyla gerçekleşen Serial Bridges İstanbul;
Türkiye ve çevre ülkelerin yaratıcı gücünü dünya pazarına taşımak üzere önemli bir rol üstleniyor.

Geçen yıl geliştirilen projelerin bir kısmının üretime geçmesi, programın etkinliğinin en net göstergesi.
Bu yılki sonuçların da benzer bir ivme yaratması bekleniyor.

İstanbul, artık yalnızca bir çekim merkezi değil; aynı zamanda uluslararası dizi üretiminin yaratıcı laboratuvarı.

yilmazoarlar@yahoo.com

23.11.25

Sonsuz Tiyatro’da Şen Kızlar-Yılmaz Parlar

  

Sonsuz Tiyatro’da Kahkaha Dolu Bir Gece

Tiyatro, Sinemanın Görünmeyen Omurgasıdır

Tiyatro sahnesi, bir oyuncunun gerçek ustalığa ulaştığı en saf, en zor ve en öğretici alandır. Sahnede nefes almak, doğaçlamak, seyirciyle aynı anda aynı duyguyu paylaşmak; sinemanın kamerayla yakalayamayacağı kadar canlı, derin ve öğretici deneyimler sunar.

Bu yüzden “İyi tiyatro oyuncusu, iyi sinema oyuncusudur” sözü boşuna söylenmemiştir. Çünkü tiyatro oyuncuya yalnızca rol değil; ritim, zamanlama, tepki, duygu kontrolü ve karakter derinliği kazandırır.
Hele ki komedi… Komedi oynayan bir oyuncu; trajediyi de, dramı da, romantizmi de ustalıkla canlandırır.

Zira komedi; zeka, refleks, sahne hâkimiyeti ve izleyicinin nabzını anında tutabilme gibi benzersiz yetenekler ister. Komediyi iyi oynayan, aslında tüm karakterleri oynayabilecek ustalığa ulaşmış demektir.

Gala Gecesi Büyüledi

Sonsuz Tiyatro’nun sımsıcak atmosferinde sahnelenen tek perdelik komedi oyunu “Şen Kızlar”, 22 Kasım 2025 Cumartesi akşamı gerçekleştirdiği gala ile seyirciyi kahkahaya boğdu.

 “Sanatın sonsuz yolculuğu” sloganıyla yola çıkan tiyatro, yine dolu dolu bir salonla yeni sezonun en neşeli oyununa ev sahipliği yaptı.

Karakterlerin Ruhu Tek Bir Oyuncuda: Derya Şen

Edebiyatta bir söz vardır: “Yazar, kahramanını kendi ruhundan doğurur.”
“Şen Kızlar” tam da bu tanımın sahnedeki karşılığı oldu.

Oyunun hikâye ve proje tasarımına imza atan Derya Şen Akbacak, adeta oyundaki tüm kadın karakterlerin duygusunu, coşkusunu ve iç dünyasını kendi ruhunda harmanlayarak sahneye taşımıştı.

Karakterlerin her biri farklı bir kadın tiplemesi gibi görünse de, hepsinin özünde Derya Şen’in sanatsal zekâsı, gözlem gücü ve yaratıcı enerjisi hissediliyordu.

Oyunculuklar Kusursuz, Roller Tam Oturmuş

Sahnedeki tüm oyuncular;
Derya Şen Akbacak, Ceyhun Demirkollu, Tuğçe Nalbantoğlu, Nergis Baca, Neda Sözbir, Zeynep Cil, Elif Turna ve Gökhan Yetiş
rollerini öylesine ustalıkla canlandırdı ki, karakterler yalnızca oynanmadı; yaşandı.

Komedi temposu hiç düşmeyen oyunda beden dili, jestler, mimikler ve diyaloglar o kadar yerli yerindeydi ki seyirci kahkahasını tutamadı.
Rollerin her oyuncu üzerinde “tam oturmuş” olması, oyunun yüksek enerjisini gala boyunca hiç kaybetmemesini sağladı.

Sonsuz Tiyatro’nun Sıcacık Dünyası

Galanın gerçekleştirildiği Sonsuz Tiyatro, butik yapısıyla izleyiciyi sahneye yaklaştıran, samimi atmosferiyle oyuncu-seyirci bağını güçlendiren bir mekân.
Bu yakınlık “Şen Kızlar” gibi enerjisi yüksek komedilerde adeta bir avantaja dönüşüyor; kahkahalar duvarlardan geri dönüyor, oyuncuların enerjisi salonun her köşesine yayılıyor.

Bir Eğitimci ve Sanat Fabrikası; Derya Şen

Derya Şen’i yalnızca başarılı bir oyuncu, senarist ve proje oluşturucu olarak tanımlamak artık yeterli değil.
O, derin bir sanat vizyonuna sahip bir eğitmen, bir yol gösterici, bir sanat üreticisi.

Kurucusu olduğu Derya Şen Akademi, bugünün ve yarının sahne sanatçılarını yetiştiren bir sanat atölyesi gibi çalışıyor.
Yalnızca oyunculuk eğitmekle kalmıyor; öğrencilerine karakter analizi, sahne hâkimiyeti, jest-mimik çalışmaları ve sektör bilinci kazandırıyor.
Derya Şen, akademisinde yetiştirdiği oyunculara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda sahne fırsatları da sağlayarak Türkiye’de nadir görülen bir “tam döngülü eğitim modeli” sunuyor.

Bugün sahnede duran birçok genç oyuncunun özgüveni, beden dili ve karakter derinliği, arkasında duran bu güçlü eğitmenin emeğinin bir sonucu…

Derya Şen, Sahnenin ve Perdenin Çok Yönlü Gücü

Derya Şen; sahnede bir karakter ustası, kamera karşısında güçlü bir oyuncu, kalemiyle hikâye kuran bir senarist, sesiyle karakterlere hayat veren bir ses sanatçısı, genç yeteneklere yol açan bir eğitmen…

Uzun yıllardır hem sinema hem tiyatro dünyasında üreten, rol alan, proje geliştiren ve sanatçı yetiştiren çok yönlü bir değer.
“Şen Kızlar”ın enerjisinin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi de işte bu çok yönlü sanat aklının oyunun her noktasına işlemiş olması.

Emeği Geçenler

Yazan: Serdar Saraçoğlu
Yöneten: Gökhan Yetiş
Hikâye – Proje: Derya Şen Akbacak
Ses – Işık: Yılmaz Furkan Yetgin
Sanat Yönetmeni: Serkan Akdağ
Sanat Asistanı: Eren Zafer
Afiş Tasarımı: Mert Güner
Yapımcı: Mert Ozan Düz – Derya Şen Akbacak

Şen Kızlar, Bu Sezonun En Keyifli Komedi İşlerinden Biri

Sonsuz Tiyatro seyircisi, gala sonrası salondan gülen yüzlerle ayrıldı.
“Şen Kızlar”, mizahın dozunu ayarlayışı, oyuncuların güçlü performansları ve Derya Şen’in sanat vizyonunun sahneye yansımasıyla sezonun en taze ve keyifli oyunlarından biri olmaya aday.

yilmazparlar@yahoo.com

15.9.25

Bir Sevdadır Ülkü Belgeseli-Yılmaz Parlar

  

"Bir Sevdadır Ülkü" Belgeseli Türk Dünyasında Büyük Yankı Uyandırdı

Valide Sultan Gemisi’nde Tarihî Bir Gün

Türk tarihinin destansı mücadelesini konu alan “Bir Sevdadır Ülkü” belgeselinin ilk bölümü, 14 Eylül 2025 Pazar günü İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarası eşliğinde Valide Sultan Gemisi’nde gösterildi.

Çepni Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği etkinlikte Mustafa Kemal Atatürk’e ayrılan ilk bölüm izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Nusret Esi’den Anlamlı Vefa

Belgeselin yapımcısı Nusret Esi, bu çalışmanın temelinde ağabeyi Aydın Esi’nin mücadelesinin yattığını vurguladı. 12 Eylül darbesinde gördüğü işkenceler sonucu hayatı değişen Aydın Esi’nin anılarını yazıya döktüğünü belirten Nusret Esi, onun vasiyeti üzerine kitabı değil, filmi hayata geçirdiğini söyledi:



“Rahmetli ağabeyim bana ‘Bu kitabı bastır’ demişti. Ben de ona ‘Abi Türkiye’de kitap az okunuyor, bu film olur’ dedim. O da ‘Tamam film çek’ diyerek onay verdi. İşte bu belgesel, onun emaneti olarak doğdu.”

Türk Dünyasına Ortak Mesaj

Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ergül Önder’in sunuculuğu üstlendiği Etkinlikte Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, Türk dünyasının birlik ve beraberlik ihtiyacına dikkat çekerek Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Kıbrıs’tan Kazakistan’a kadar her coğrafyadaki Türklerin acılarını ve umutlarını paylaştıklarını dile getirdi.

“Biz sadece Türkiye’de yaşayanlar değil, tüm Türk dünyasıyla büyük bir aileyiz. Önümüzdeki yüzyıl elbette Türk yüzyılı olacaktır” sözleri salonda coşku yarattı.

Cihat Yaycı’dan Güçlü Türklük Vurgusu

Etkinlikte konuşan Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Türk kimliğinin tartışmaya açılamayacağını vurguladı:
“Bu memleketin adı Türkiye’dir, bu millet Türk milletidir. Türk milleti hiçbir zaman ırkçılıkla anılamaz, çünkü Türkler binlerce yıldır teşkilatçı ruhuyla devlet kuran, devleti yıkılsa da yeniden ayağa kaldıran millettir. Türklerle baş edebilmek mümkün değildir.”

Belediye ve Sivil Toplumdan Tam Destek

Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Tahsin Usta, Türk toplumunun dayanışmasının önemine vurgu yaparken, Erdebîl Horasan Alevi Kültür Ocakları Vakfı Genel Başkanı Ali Aker ise Cumhuriyet ve Atatürk sevgisinin Türk milletinin ortak paydası olduğunu söyledi.

Bir Belgeselden Fazlası, Miras

“Bir Sevdadır Ülkü” yalnızca bir belgesel değil, Türk milliyetçiliğinin nesiller boyu sürecek bir mirası olarak tanımlandı.

Atatürk’ten Nihal Atsız’a, Alparslan Türkeş’ten 1944 Irkçılık-Turancılık Davası ve 12 Eylül dönemine kadar Türk milliyetçiliğinin serüveni titizlikle ele alınıyor.

Bir Gazeteci Olarak Derim ki;

Türklük, yalnızca bir etnik aidiyet değil; tarih boyunca bağımsızlık, adalet ve onur mücadelesiyle yoğrulmuş bir yaşam felsefesidir. “Bir Sevdadır Ülkü” belgeseli, bu felsefenin beyaz perdeye yansıyan en samimi ve en güçlü eserlerinden biridir.

Bu çalışma, geçmişin acılarını ve zaferlerini unutturmadan geleceğe ışık tutmakta, Türk gençliğine milli şuur aşılamaktadır.
Türklük var oldukça umut da, direniş de, bağımsızlık da var olacaktır. Bu belgesel, işte bu ruhun görsel destanıdır.

yilmazparlar@yahoo.com

21.6.25

Dorsay’lar Damgasını Vurdu-Yılmaz Parlar

 

Sanatın Zirve Gecesi

Yeni Tiyatro & Yeni Sinema Ödülleri’nde Ustalara Alkış Yağmuru

Mecidiyeköy Torun Center Büyük Sahne, 20 Haziran 2025 Cuma gecesi...
Sanat dünyasının kalbi, tiyatro ve sinemanın emekçilerini onurlandırmak üzere bu özel gecede attı.

12. Uluslararası Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri ile Yeni Sinema Dergisi'nin ilk kez ortaklaşa düzenlediği bu prestijli organizasyon, bir nevi sanatın bayramı oldu.

Geceye Damgayı Vuranlar, Dorsay’lar
Usta sinema eleştirmeni, yazar ve kültür insanı Atilla Dorsay, 50 yılı aşkın sanat yolculuğunun simgesi olarak "Onur Ödülü"ne layık görüldü.
Eşi, kültür destekçisi Leman Dorsay ise "Sanata Katkı Ödülü" ile takdir edildi.
İkili, yalnızca birbirlerine değil, Türkiye’de sanatın hafızasına ve ruhuna verdikleri katkıyla alkış yağmuruna tutuldu.

Atilla Dorsay, sadece bir eleştirmen değil; sinemanın vicdanı, belleği, zarafeti ve duruşudur. Her satırıyla yeni bir bakış açısı kazandıran, yıllar boyu kuşaklara ışık tutan bu büyük duayeni ayakta alkışlamak yetmez. Eşi Leman Dorsay ise onun yanında değil, daima onunla birlikte sanata gönül vermiş gerçek bir kültür neferi…

Emekle Gelen Zafer, Gülenay Börekçi & Özgür Kalyoncu
“Emek Ödülleri”nin bu yılki sahipleri, tiyatro alanında yıllardır fikirleri ve üretimleriyle katkı sunan Gülenay Börekçi ile Özgür Kalyoncu oldu.

Her iki isim de sahnelerin arka planındaki görünmez kahramanlardan… Onlara verilen ödüller, sadece bireysel başarılarının değil, sanatın mutfağındaki emeğin de değer gördüğünün göstergesiydi.

 “Sahne sadece oyuncularla değil, perde arkasındaki fikirle, sözle, yazıyla, araştırmayla ayakta durur. Börekçi ve Kalyoncu’nun katkıları bu yapının temel taşlarıdır.”

Gecenin Sahnesinde Duygular Vardı


Sunucular Korhan Abay ve Arzu Yanardağ gecenin ruhunu ustalıkla taşıdı. Korhan Abay’ın şiirsel sunumu, izleyicileri adeta duygusal bir yolculuğa çıkardı.
Sahneye davet edilen isimler arasında Halil ErgünDemet EvgarAyşen İnciTilbe SaranCansu TopçuKerem AkçaSeray Şahinler gibi birbirinden değerli sanatçılar vardı.

Gecenin müziksel nefesi ise usta piyanist Tuluğ Tırpan’dan geldi. Mini konseri, sanatın evrensel duygusunu yansıttı.

Jüri Başkanı Erbil Göktaş,

“Kaosun ve karanlığın içinde sanat bir kandildir. Bu ödüller yalnızca başarıyı değil, karanlığa inat direnen ışığı da onurlandırır.”

Yayın Yönetmeni Sayım Çınar’dan,

“Yeni Tiyatro Dergisi 20 yaşında, bu yıl sinema ile buluştu. Artık daha güçlü bir sahnemiz var.”

Ustalıkla Geçmiş Bir Ömür, Atilla Dorsay’dan Alçakgönüllü Teşekkür:

“Emek benim için en kıymetli şeydir. Üretmeye devam ediyorum çünkü seviyorum. Mimarlığı da, müziği de, sinemayı da…”

Leman Dorsay’dan Etkileyici Vurgu,

“Kadınların yaşam yolculuğunda ışık olmak istiyorum. Kültürle, sanatla, dayanışmayla…”

Sanatın Onur, Emek ve Umutla Buluştuğu Gecede Birlik Mesajı
Bu ödüller sadece birer plaket değil. Bir neslin emeği, bir kuşağın direnci ve sanatın geleceğine duyulan inancın belgesi.

Sanat bir direniştir. Bu gece ise o direnişin ne kadar zarif, tutkulu ve kalıcı olduğunu gösterdi. Dorsay’larla taçlanan bir ödül töreni, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ilhamı oldu.

yilmazparlar@yahoo.com