11.12.12

TİYATRO BOYALI KUŞ’TAN ÇIKMAZ SOKAK (1911)-YILMAZ PARLAR

TİYATRO BOYALI KUŞ’TAN
FEMİNİST DRAMATURJİYLE OKUMA TİYATROSU V
ÇIKMAZ SOKAK (1911)
Yazan: Şahabeddin Süleyman
Osmanlıcadan Transkripsiyon: Fatmanur İldokuz
Reji: Jale Karabekir

Okuyanlar: Emsal Yeşilbingöl, Gül Ersürmeli Yılmaz, Hafize Balkan, Hazel Güney, Kızıltan Yüceil, Onur Yıldırmaz, Rukiye Yenigül
21 Aralık 2012 Saat 20:30’da Sahne Cihangir’de…
Sahne Cihangir : Ağa Hamamı Caddesi, Taktaki Yokuşu 2/B Firuzağa Camii, (Ağa Bilardo Yanı) Cihangir/Taksim
 Tiyatro Boyalı Kuş gönüllüleri tarafından seslendirilen FEMİNİST DRAMATURJİYLE OKUMA TİYATROSU’nun beşinci oyunu  ÇIKMAZ SOKAK.

Bir Meşrutiyet Oyunu: ÇIKMAZ SOKAK
Şahabeddin Süleyman’ın 1911’de kaleme aldığı ÇIKMAZ SOKAK, eşcinsellik üzerine bir oyun. Döneminde yasaklanan bu oyunu, gün ışığına çıkarıyoruz. FEMİNİST DRAMATURJİYLE OKUMA TİYATROSU’nun danışmanı Fatmanur İldokuz’un Osmanlıca’dan Türkçeleştirdiği bu oyunu, dönemin eşcinselliğe, özellikle de ‘kadın’ eşcinselliğine bakışını göstermek amacıyla seyirciyle paylaşıyoruz.
ÇIKMAZ SOKAK kadınların nasıl ‘canavar’, ‘düzenbaz’, ‘üçkağıtçı’ olarak temsil ettiğini gösteren bir oyun metni. Binlerce yıldır yazılan oyun metinlerinden sadece biri… Ayrıca ‘kadın’ eşcinselliğinin hangi koşullarda ortaya çıktığını irdeleyen, bunu yadsıyan ve eleştiren, hala günümüzde çok önemli bir mesele olan ‘namus’ çerçevesi üzerinden seyircisine aktarmaya çabalayan bir metin.
Osmanlı döneminde sahnelenememiş ve yazarına  bu oyun, aslında metnin Osmanlıca bırakılarak ve Türkçeleştirilmeyerek de Cumhuriyet Türkiyesi’nde bir anlamda yasaklı kılınmış.
Tiyatro Boyalı Kuş olarak, bu metni su yüzüne çıkararak, metni okuma tiyatrosu biçimiyle seyirciyle paylaşarak, bu metni görünür kılmaya ve kadınlığa, eşcinselliğe karşı olan eleştirilerin yüz yıl önceki bir izdüşümü sadece.
Bugün ise, hiçbir şey değişmiş değil…
Kadınlar hala aşağılanıyor, eşcinsellik aşağılanıyor, namus meselesi ise hala canlar alıyor.

9.12.12

İTALYA SİNEMA GÜNLERİ BAŞLADI-YILMAZ PARLAR

  
9-15 Aralık 2012 tarihleri arasında üniversite hocası ve sinema eleştirmeni Gianni Canova tarafından seçilen ve önemli uluslararası festivallerden (Venedik, Tokyo, Montréal, Londra, Villerupt, Rio de Janeiro, Toronto, Grenoble, Annecy, New York, Busan, Locarno) ödüllerle dönen  en yeni yedi İtalyan yapımı film seyircilerle buluşuyor.


İstanbul İtalyan Kültür Merkezi  ve İtalya’nın en önemli sinema kuruluşu Cinecitta’ Luce tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘L’Apuntamento Con Il Cinema Italiano’ – ‘İtalyan Sineması ile Buluşma’; İtalyan Kültür Merkezi’nde yer alan ‘Teatro Casa d’Italia’’da gerçekleştiriliyor.

9 Aralık, Pazar günü, saat 19.00’da Daniele Cipri’nin usta yönetmenliğini ve İtalya’nın en önde gelen aktörü Toni Servillo’nun muhteşem oyunculuğunu sergilediği etkinliğin  açılış filmi ‘E’ Stato il Figlio / Oğlu Yaptı” Türk ve İtalyan sinema izleyicisi ile buluştu.

Türkçe altyazının yer aldığı büyük bir beğeniyle izlenen filmin ardından seyircilerin sorularını yanıtlayan filmin başrol oyuncularından Giselda Volodi, filmin yapım aşamasıyla, hikayesini anlatarak seyirciye keyifli anlar yaşattı.

E’ Stato Figlio / Oğlu Yaptı’ filmi ile açılışı yapılan etkinlik, İtalya Ankara Büyükelçisi Gianpaolo Scarante, İtalya İstanbul Konsoslosu Gianluca Alberini, Cinecitta’ Luce ve İstanbul İtalyan Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı Venedik Sarayındaki muhteşem resepsiyon  ile devam etti.

Türkiye ve İtalya’nın sinema sektörünün önde gelen isimlerinin, Filiz Akın, eşi Sönmez Köksal başta olmak üzere, Türkiye’den distrübütörlerin de katıldığı Venedik Saray’ndaki resepsiyon keyifli sohbetlerin merkezi oldu.

Etkinliğin 10 Aralık, Pazartesi günü, saat 11.00’de Uluslararası ve Türk medya mensuplarının katılımıyla
gerçekleştirilecek Basın Toplantısı’na, İtalya Ankara Başkonsolosu Gianpaolo Scarante, İstanbul Konsolosu Gianluca Alberini, Oğlu Yaptı filminin başrol oyuncularından Giselda Volodi ve Pinokyo isimli animasyon filminin yönetmeni Enzo D’Alò ve yapımcısı Maricla Affatato yer alacaklar. 


yilmazparlar@yahoo.com

8.12.12

ATÇALI KEL MEHMET FİLMİ BASINA TANITILDI-YILMAZ PARLAR

ATÇALI KEL MEHMET FİLMİ BASINA TANITILDI


Yakın tarihin en önemli halk kahramanlarından biri olarak bilinen Atçalı Kel Mehmet Efe’nin gerçek hayat hikayesinden esinlenerek beyaz perdeye taşınacak olan sinema filmi için tüm hazırlıklar tamamlandı.
Güler Film tarafından 2013 Mayıs ayında çekimlerine başlanacak olan film, Ege bölgesinin Aydın, Atça, Tire ve Ödemiş gibi şehirlerinde çekilecek. Filmde, 1830’lu yıllardaki II. Mahmut döneminde “Aydın ihtilali” olarak tarihe geçen olaylarla birlikte Atçalı Kel Mehmet’in gerçek yaşamı beyaz perdeye aktarılacak. 

 Atçalı Kel Mehmet Efe Filminin Hikâyesi

 Atçalı Kel Mehmet’in hikayesi aslında bir sevda ile başlar.  Atça’nın Ağası Şerif Hüseyin’in huzurunda kazandığı güreşin mükâfatı olarak “dile benden ne dilersen” şeklindeki cömert teklife, ağanın kızına talip olarak cevap veren ırgat oğlu Mehmet; bu cüretini cezalandırmak isteyen ağaya karşı, barınamadığı köyünden kaçarak dağlara sığınır.

Bu sırada Osmanlı’nın idareyi tümden yerel kuvvetlere terk etmiş olması, köylü, esnaf ve tüccar kesimlerinde büyük sıkıntılara yol açmıştır. keyfi vergiler, angarya ve baskılar halkı canından bezdirmiştir. Osmanlı’nın idari yapıdan çekilmiş olması kuvvete dayalı iktidarlar için efelerin lideri Atçalı Kel Mehmet için de bir fırsat sunar. Gelişen olaylar esnasında halkın görmüş olduğu zulüm ve haksız yere ezilmesi Atçalı Kel Mehmet’in mücadelesini sosyal bir zemine çeker. Kuyucak’ta çakılan kıvılcım, kısa sürede tüm ovayı hatta Kütahya Kula’dan, Muğla’ya kadar oldukça geniş bir bölgeyi etkisi altına alır.

Birkaç yıl içerisinde, Aydın dağlarının en ünlü efesi olup çıkıverir. Halktan gördüğü destek ve insanların onu bir kurtarıcı olarak görmeye başlaması ile birlikte Atçalı’nın girmiş olduğu çetin mücade o’nu Aydın’da hakimiyetini ilan etmeye götürür.  “Vali-yi Vilayet, Hademe-i Devlet” şeklinde mühür bastırarak Aydın’nın tek hakimi olduğunu ilan eder.

Atçalı, halkı üretime teşvik eder,  uygulanmakta olan kanunlarda reform niteliğinde yenilikler yapar.  Atçalı’nın fikirleri daha sonra II. Mahmut döneminde yayınlanan Tanzimat Fermanında kullanılır.

Ancak Osmanlıya başkaldırmış olması O’nun aynı zamanda devlet tarafından bir eşkiya olarak tanımlanmasına yol açar. Oysa halk kendisini çok sevmektedir. Ve halka göre o bir kahramandır..! Sonuçta fikirlerini kullanan II. Mahmut’un emriyle öldürülür.

GÜLER FİLM EKİBİ
Yapımcı:  Güler Nalbantoğlu - Ercan Şölen
Yönetmen  : Ümit Efekan
2. Yönetmen : Tulip Karamanbey
Senarist : Ali Rıza Özkan
Proje Koordinatörü : Zeybek Ateşi Platformu Başkanı Seyfullah Ayvalı
Danışmanlarımız : Atça Belediye Başkanı Mustafa Çınar
Mimik ve Tavır Danışmanı : Devlet Tiyatroları ve Ege Üniversitesi Öğr. Gör. Suat Yeşiltepe
Müzik Direktörü : Ege Üniversitesi Öğr. Gör Tarkan Erkan
Aramızda olamayan danışmanlarımız : Ali Haydar Avcı, Prf.Dr. Sabri Sürgevil
Kostüm danışmanı : Abdürrahim Karademir

OYUNCULAR

Ecem Çalık,  Emrah Elçiboğa, Sümer Tilmaç, Bora Kozanoğlu, Nuri Alço,
Ali Tutal Engin Aksu Tarkan Erkan, Çağrı Pala,  Mehmet Koşar Suat Yeşiltepe,
Durmuş Gencer,  Kemal Topal, Cenk Torun, Hasan Çalık, Hüseyin İlker,
Kayahan Toprak Yaşar, Tuğba Melis Türk, Duygu Yıldız, Tuğba Boyacıoğlu Akan,
Demet Özay


30.11.12

Simurg-Yılmaz parlar

Simurg

Ruhi Karadağ’ın yönettiği ve Cafer Gürbüz, Çiğdem Kazan, Refik Onal ile Delil İldan’ın oynadığı Simurg, 30 Kasım 2012′de Tiglon Film dağıtımıyla Simurg Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Refik, Cafer, Çiğdem, Hüseyin Muharrem, Ali Ekber ve Delil 1996 yılında F-tipi hücre sisteminin getirilmesine karşı başlatılan ölüm orucu eyleminde yer almışlardı. Ölüm orucunda geçen 69 günün sonrasında Wernicke Korsakoff hastalığına yakalandılar. Konuşma zorluğu, istemsiz kasılmalar, hafıza kaybı ve unutkanlık gibi sorunlar yaşayan eski eylemciler yeniden bir araya geldiler.

yilmazparlar@yahoo.com

HAVANADA 7 GÜN-YILMAZ PARLAR

HAVANADA 7 GÜN


Benicio del Toro, Pablo Trapero, Julio Medem, Elia Suleiman, Gaspar Noé, Juan Carlos Tabio ile Laurent Cantet’in yönettiği ve Josh Hutcherson, Vladimir Cruz, Emir Kusturica ile Alexander Abreu’nun oynadığı Havana’da 7 Gün (7 Days in Havana), 30 Kasım 2012′de M3 Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Yedi günde geçen yedi hikâye. Yedi yönetmenden tek bir kent: Havana! Haftanın günleri ilerlerken, farklı karakterlerin gündelik ve olağandışı hayatları gözler önüne seriliyor.

 Yedi günde geçen yedi hikâye. Yedi yönetmenden tek bir kent: Havana! Sırasıyla haftanın günleri ilerlerken, farklı karakterlerin hem gündelik hem de olağandışı hayatları gözler önüne seriliyor. Filmi samimi ve gerçekçi kılan ise şehre turistik bir gözle bakmayıp şehrin ruhunu özümseyerek, farklı nesil ve kültürleri zengin bir yelpazede bir araya getirmesi. Her bir hikâyenin konusu farklı olsa da karakterler ve mekânlar da bazen hikâyeler arasında geçiş yapıyor. Havana’ya has sıcak ve yoğun duyguları yakalayan filmde ilk yönetmenlik denemesiyle oyuncu Benicio del Toro’nun yanı sıra kendi yönettiği bölümde başrolü oynayan Elia Suleiman ve bu kez kameranın önüne geçen yönetmen Emir Kusturica da yer alıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

14.11.12

TÜRKAN ŞORAY, EŞREF KOLÇAK ELVERDİ-YILMAZ PARLAR

TÜRKAN ŞORAY, EŞREF KOLÇAK ELVERDİ

Malatya Uluslararası Film Festivali için Malatya’ya davet edilen Yeşilçam’ın unutulmaz değerleri halkla iç içe sohbet ettiler, hastanelerde, hapishanede her yerde varlık göstererek taht kurdukları gönül sevgi ağlarını daha da genişlettiler, hatıra fotoğrafları çektirdiler,



Türkan Şoray ziyaret ettiği hastahanede o gün doğan bebeğe kendi adının verildiğini duyunca el verdi. Eşref Kolçak’da  Kaan Kırmızığül isimli sevimli, sempatik minik yavruya el vererek şaka olarak“Rambo” adını takdı. El alan yavrularımız, ilerde Türk sinemasına çok katma değer katacakarına inancımız sonsuz.
 
Türkan Şoray önce AVM’de bir toplantı düzenleyerek hayranlarına seslendi. Hastahane ziyaretinde Türkan Şoray’a soruyoruz. “Anadolu’da el vermek” diye bir olgu var. Siz adınızın verildiği mini bebeğe sanatcı eli veriyor muzunuz? “Elbette seve seve, diyerek el veriyor.



Tekliflere açık yeni oyunlara hazır, Yeşilçam emektarları, değerleri ancak çok dertli kendileriyle yaptığımız uzun sohbetlerde bakın neler diyorlar;

Eşref Kolçak “Beni Eşref Kolçak yapan filmler; Affet Beni Allahım, Çılgınlar Cehennemi, Sokak Çoçuğu, Bir Şöförün Gizli Defteri, Gece Kuşu, Kanlarıyla Ödediler, Namus Uğruna ( En iyi oyuncu ödülü).

Sinemamız en güzel hayatını 1950-1980 de yaşadı. 2009-2010 yılları bizim sinemamız tekrar o günlere döndü. Ne mutlu bana ki bende o güzelliği yaşıyorum ve yaşatmak içinde film çalışmalarına devam etmeye hazırım.”
 
Türkiye'nin önemli Kült, Fantastik, Aksiyon ve Macera Filmleri yönetmen SE-SAM Başkanı  R. Yılmaz Atadeniz.aynı şekilde Arapkir’de,esnaf ziyaretlerinde bulunarak Berber koltuğuna oturdu. Birde Malatya damat traşı oldu.


Suna Yıldızoğlu “Bu sene Antalya ve Malatya Film Festivaline katıldım. Büyük zevk aldım. Normal şartlarda izleyemeceğim filmleri izleyebildim. Kadınlarla ilgili filmler daha ağırlıklı sanki…

Antalya’da beni en çok etkileyen film Ümmiye Koçak’ın yazıp yönettiği “Yün Bebek” adlı film Toros dağlarında Arslanköy’de yaşayan Ümmiye 12 yıl önce köyde kadınlar tiyatro topluluğu kurmuş ve geçen sene köydeki oyuncaklarla bu filmi yapmış. Filmde hiç erkek oyuncu yok. Mesaj çok belli. Kızlarımıza eğitim ve kariyer şart.

Malatya’da meraklı izlediğim bir film yine kadınlarla ilgili “Hamas’ın Kadınları” yönetmeni Filistinli Suha Araf. Oldukca tutucu bir topluluğu yöneten İslamcı siyasi bir partinin kadınlarına hatta askeri liderler olmalarına nasıl izin verdiğini anlatan bir belgesel. Erkek çocukların nasıl cihada hazırlandıklarını ölümden sonraki sürece şahit oluyoruz.

Birinci film “Yün Bebek” de Bir Türk köyünde ilk okul mezunu olan bir anne kız çocuğuna bir hayat hazırlamaya çalışıyor.
İkinci filmde üniversite mezunu kadınlar erkek çocuklarını bile bile ölüme yolladıklarını izliyoruz. Bazı anneler gurur duyarken bazı anneler bu acıyı kaldıramıyor….”

Sevgili oğlum, Kısrak Hepimiz Kardeşiz filmlerinden tanıdığımız Tuğrul Meteer
“Sinemanın cefasını çekenler, şimdi yapılan dizi ve filmlerde düşünülememek bizleri üzmektedir. Umarım bu durumlar düzelecek… Gereken ilgi gösterilecektir...”

Berivan Dizi filmi Merdan Ağası bir dönem Beyaz Perde jönü, Yavuz Karakaş “Yeşilçam’a 1960 senesinde başladım. Üçyüze yakın siyah beyaz ve renkli filmde oynadım.15 yaşımda Üsküdar Musiki derneğinde Emin Ongan tarafından eğitim aldım. Sonraları ses ve film sanatcısı olarak 45 lik iki plak doldurdum. Sinemadan o zamanlarda az para kazanıyorduk. Ek gelir olarak gazinolarda ve gece klüplerinde düğün salonlarında bateri çaldım. Yoksa bu nankör sinema sektöründe perişan olurdum. Hatırlanacak filmlerim Orhan Gencebay’la Vazgeç gönlüm, Aşkı benmi yarattım.Ferdi Tayfur ‘la Yaktı Beni, Tarık Akan’la Kızımın Kanı, Kemal Sunal ile İnek Şaban ile birlikte 5-6 film. Sır Kapısı ve Sırlar Dünyası hergün oynatılıyor ve bizler Tüm meslektaşlarım telif hakları çıkmadığı için Tüm televizyonlarda oynatılmasına rağmen bu sorunumuzu yeni kurulan derneklerle çözebileceğimizi umuyorum”

Yönetmen Yazar Metiner “3 Malatya Festivali, Büyük emekler karşılığı organize edilmiş, ancak sadece 2 sanatcı Türkan Şoray, Kadir İnanır ön plana çıkartılmış. Yılların sanatcısı Eşref Kolçak gibi yıldız ihmal edilmiştir. Eşref Kolçak kendisine yakışanı yapmış, sosyal faaliyetlerini, başta ceza evlerini ziyaret olmak üzere yaptığı görüşmelerle etkinliklere çok yönlü fayda sağlamıştır. Festivale ve tüm emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.”

Valilik daveti üzerine festivale gelen, Dünyaca ünlü ressamımız  İbrahim Çalı torunu TBMM ressamı Yaşar Çallı ve Ressam ve Takı Tasarımcısı eşi Çiğdem Çallı Sinema değerler kervanına katılarak. Sanatcılar yumağında her etkinlikte pay sahibi oldular renk kattılar.

yilmazparlar@yahoo.com

1.11.12

Malatya Film festivalinde Ustalar Sinemayı Konuşuyor-Yılmaz Parlar

Ustalar Sinemayı Konuşuyor

Malatya Valiliği
’nin koordinasyonunda, Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından düzenlenen 3. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında İnönü Üniversitesi iki önemli etkinliğe ev sahipliği yapacak.
14 Kasım Çarşamba günü İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde önce saat 14.00’de “Ortadoğu Barışına Sinemanın Katkısı” konulu panelle sinemanın barışa katkısının nasıl olacağı sorusuna da cevap aranacak; ardından saat 16.00’da bağımsız sinemanın usta ismi John Sayles sinemaseverlerle buluşacak.
 
“Ortadoğu Barışına Sinemanın Katkısı”
Ana teması “Ortadoğu ve Barış” olan 3.  Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında “Ortadoğu Barışına Sinemanın Katkısı” konulu panel düzenlenecek. Son yıllarda Ortadoğu’da yaşanan sorunlar üzerinden sinemanın sosyal hayata ve politikaya etkilerinin tartışılacağı panelde sinemanın barışa katkısının nasıl olacağı sorusuna da cevap aranacak. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde 14 Kasım Çarşamba günü saat 14.00’te gerçekleşecek panelin moderatörlüğünü Sinema Yazarı Alin Taşçıyan üstleniyor. Panelin konuşmacıları ise; İranlı kadın yönetmen Tahmineh Milani, senarist ve yönetmen Suha Arraf ve Meni Yaesh olacak.

“John Sayles Söyleşisi”
3.  Malatya Uluslararası Film Festivali Onur Konuğu bağımsız sinemanın usta ismi John Sayles, 14 Kasım Çarşamba günü İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde saat 16.00’da sinemaseverlerle bir araya gelecek ve deneyimlerini sinemaseverlerle paylaşacak.
17 filme imza atmış ve hala çalışmalarına devam eden, tüm dünyada birçok yönetmene ilham kaynağı olmayı başarmış Amerikan sinemasının seçkin ve en saygın bağımsız yönetmenlerinden biri olan John Sayles söyleşide sinemaseverlerin sorularını da yanıtlayacak.